Binaların çatılarındaki ‘eklenti’ riskine dikkat

0
117

Binaların çatılarındaki ‘eklenti’ riskine dikkat

10 daireli bir apartmanda, herkes için birer tonluk depo konsa, binaya 10 ton ekstra yük eklendi demektir. Hiçbir statik hesapta yer almayan bu yük, deprem anında binanın salınımını etkiler, dayanımını azaltır. Elbette ‘Su deposu yapılmasın’ demiyorum ama bu işlem, bina inşa edilmeden önce mutlaka projelendirilmeli.

Öncelikle şunu anlamalıyız; binaya sonradan yapılacak eklemelerin mutlaka mimari projede daha önceden belirlenmesi gerekir. Siz, binanın üzerine su deposu eklenebilecek şekilde mimari projeyi oluşturursanız, mühendis de buna göre bir statik hesaplama yapar. Yani bina, muhtemel bir deprem anında su deposunu da taşıyacak güçte yapılmış olur. Biz ne yapıyoruz? Hiçbir statik hesapta yer almamasına, planlanmamasına rağmen kafamıza göre su deposunu binaya yerleştiriyoruz. Su deposunu da özellikle daha kolay yapılması ve ekonomik olması için çatı katına koyuyoruz. 10 dairelik apartmanda, herkes için birer tonluk su deposu yapılsa, binaya eklenen yük 10 ton demektir. Peki, bina yapılırken çatıdaki bu yük hesaplandı mı? Cevap maalesef hayır. İşte tam da bu aşamada sorun başlıyor demektir.

Binaya sonradan eklediğiniz bir yükün hangi kısımda yer aldığı da önemli. Yani, çatıya eklenen yükle zemin katta olan yük, deprem anında bina performansını farklı etkiler. Çatıya eklenen tonlarca ağırlığındaki yük, binada çekiçleme ya da başka bir ifadeye kırbaçlama etkisi yapar. Binanın depremdeki salınımını etkiler, binaya fazlaca yük verir. Bu tarz eklentiler, projede yer almıyorsa yapılmamalı. İlla da yapılacaksa, uygun bir pompaj sistemiyle zemin katta yapmak, çatı katına oranla çok daha iyi. Ancak pompaj sistemi ekstra bir maliyet olduğu için bu depolar hep çatıya konuyor. Eğer imkan varsa, şu anda çatıda yer alan su depoları da zemine alınabilir. Maalesef kafamıza göre hareket ediyoruz. Depremler bize gösteriyor ki, kafamıza göre yaptığımız işler, sonradan başımıza birçok iş açıyor.

Binadaki klima üniteleri ve antenlerin de kontrol edilmesi gerektiğini aktaran Prof. Dr. Kozanoğlu, “Deprem anında birçok klima ünitesinin, bina yıkılmasa bile yere düştüğünü gördük. Bu üniteler, dübel ya da palyatif bazı aparatlarla tutturuluyor. Zaman içinde bu eklentiler aşınıyor, paslanıyor. Ufak bir depremde bile düşerek büyük risk oluşturuyor. Antenler için de aynı durum söz konusu. Klima ya da antenler, mutlaka işinin ehli kişiler tarafından takılmalı ve düzenli olarak bunların kontrolü yapılmalı.

İçinde yaşadığımız binalarda daha önce bizi hiç rahatsız etmeyen ama merkez üssü Kahramanmaraş olan 7.7 ve 7.6 büyüklüğündeki yıkıcı depremlerin ardından dikkat ettiğimiz konulardan birisi de “eklentiler” oldu.

Binalara yerleştirilen su depoları da uzmanlara göre adeta tehlike saçıyor.

Binaya sonradan eklenen bir yükün hangi kısımda yer aldığının önemli olduğunu belirten Kozanoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

10 daireli bir apartmanda, herkes için birer tonluk depo konsa, binaya 10 ton ekstra yük eklendi demektir. Hiçbir statik hesapta yer almayan bu yük, deprem anında binanın salınımını etkiler, dayanımını azaltır. Elbette ‘Su deposu yapılmasın’ demiyorum ama bu işlem, bina inşa edilmeden önce mutlaka projelendirilmeli.

Öncelikle şunu anlamalıyız; binaya sonradan yapılacak eklemelerin mutlaka mimari projede daha önceden belirlenmesi gerekir. Siz, binanın üzerine su deposu eklenebilecek şekilde mimari projeyi oluşturursanız, mühendis de buna göre bir statik hesaplama yapar. Yani bina, muhtemel bir deprem anında su deposunu da taşıyacak güçte yapılmış olur. Biz ne yapıyoruz? Hiçbir statik hesapta yer almamasına, planlanmamasına rağmen kafamıza göre su deposunu binaya yerleştiriyoruz. Su deposunu da özellikle daha kolay yapılması ve ekonomik olması için çatı katına koyuyoruz. 10 dairelik apartmanda, herkes için birer tonluk su deposu yapılsa, binaya eklenen yük 10 ton demektir. Peki, bina yapılırken çatıdaki bu yük hesaplandı mı? Cevap maalesef hayır. İşte tam da bu aşamada sorun başlıyor demektir.

Binaya sonradan eklediğiniz bir yükün hangi kısımda yer aldığı da önemli. Yani, çatıya eklenen yükle zemin katta olan yük, deprem anında bina performansını farklı etkiler. Çatıya eklenen tonlarca ağırlığındaki yük, binada çekiçleme ya da başka bir ifadeye kırbaçlama etkisi yapar. Binanın depremdeki salınımını etkiler, binaya fazlaca yük verir. Bu tarz eklentiler, projede yer almıyorsa yapılmamalı. İlla da yapılacaksa, uygun bir pompaj sistemiyle zemin katta yapmak, çatı katına oranla çok daha iyi. Ancak pompaj sistemi ekstra bir maliyet olduğu için bu depolar hep çatıya konuyor. Eğer imkan varsa, şu anda çatıda yer alan su depoları da zemine alınabilir. Maalesef kafamıza göre hareket ediyoruz. Depremler bize gösteriyor ki, kafamıza göre yaptığımız işler, sonradan başımıza birçok iş açıyor.

Binadaki klima üniteleri ve antenlerin de kontrol edilmesi gerektiğini aktaran Prof. Dr. Kozanoğlu, “Deprem anında birçok klima ünitesinin, bina yıkılmasa bile yere düştüğünü gördük. Bu üniteler, dübel ya da palyatif bazı aparatlarla tutturuluyor. Zaman içinde bu eklentiler aşınıyor, paslanıyor. Ufak bir depremde bile düşerek büyük risk oluşturuyor. Antenler için de aynı durum söz konusu. Klima ya da antenler, mutlaka işinin ehli kişiler tarafından takılmalı ve düzenli olarak bunların kontrolü yapılmalı.

10 daireli bir apartmanda, herkes için birer tonluk depo konsa, binaya 10 ton ekstra yük eklendi demektir. Hiçbir statik hesapta yer almayan bu yük, deprem anında binanın salınımını etkiler, dayanımını azaltır. Elbette ‘Su deposu yapılmasın’ demiyorum ama bu işlem, bina inşa edilmeden önce mutlaka projelendirilmeli.

Öncelikle şunu anlamalıyız; binaya sonradan yapılacak eklemelerin mutlaka mimari projede daha önceden belirlenmesi gerekir. Siz, binanın üzerine su deposu eklenebilecek şekilde mimari projeyi oluşturursanız, mühendis de buna göre bir statik hesaplama yapar. Yani bina, muhtemel bir deprem anında su deposunu da taşıyacak güçte yapılmış olur. Biz ne yapıyoruz? Hiçbir statik hesapta yer almamasına, planlanmamasına rağmen kafamıza göre su deposunu binaya yerleştiriyoruz. Su deposunu da özellikle daha kolay yapılması ve ekonomik olması için çatı katına koyuyoruz. 10 dairelik apartmanda, herkes için birer tonluk su deposu yapılsa, binaya eklenen yük 10 ton demektir. Peki, bina yapılırken çatıdaki bu yük hesaplandı mı? Cevap maalesef hayır. İşte tam da bu aşamada sorun başlıyor demektir.

Binaya sonradan eklediğiniz bir yükün hangi kısımda yer aldığı da önemli. Yani, çatıya eklenen yükle zemin katta olan yük, deprem anında bina performansını farklı etkiler. Çatıya eklenen tonlarca ağırlığındaki yük, binada çekiçleme ya da başka bir ifadeye kırbaçlama etkisi yapar. Binanın depremdeki salınımını etkiler, binaya fazlaca yük verir. Bu tarz eklentiler, projede yer almıyorsa yapılmamalı. İlla da yapılacaksa, uygun bir pompaj sistemiyle zemin katta yapmak, çatı katına oranla çok daha iyi. Ancak pompaj sistemi ekstra bir maliyet olduğu için bu depolar hep çatıya konuyor. Eğer imkan varsa, şu anda çatıda yer alan su depoları da zemine alınabilir. Maalesef kafamıza göre hareket ediyoruz. Depremler bize gösteriyor ki, kafamıza göre yaptığımız işler, sonradan başımıza birçok iş açıyor.

Binadaki klima üniteleri ve antenlerin de kontrol edilmesi gerektiğini aktaran Prof. Dr. Kozanoğlu, “Deprem anında birçok klima ünitesinin, bina yıkılmasa bile yere düştüğünü gördük. Bu üniteler, dübel ya da palyatif bazı aparatlarla tutturuluyor. Zaman içinde bu eklentiler aşınıyor, paslanıyor. Ufak bir depremde bile düşerek büyük risk oluşturuyor. Antenler için de aynı durum söz konusu. Klima ya da antenler, mutlaka işinin ehli kişiler tarafından takılmalı ve düzenli olarak bunların kontrolü yapılmalı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz